
Haber: Erva Gün (TBMM) – TBMM Genel Kurulu'nda "Terörsüz Türkiye" süreci kapsamında hazırlanan "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi"nin ikinci bölümünün görüşmelerine geçildi.
Teklifin genelinde ve 7'nci maddesinde yer alan Kurul düzenlemesine ilişkin eleştirilerini dile getiren muhalefet milletvekilleri, usul eksiklikleri, hukuki belirsizlikler ve demokratikleşme adımlarının yetersizliğine dikkati çekti.
TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Celal Adan başkanlığında toplandı.
Genel Kurul'da "Terörsüz Türkiye" süreci kapsamında hazırlanan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'nin ikinci bölümü görüşülmeye başlandı.Milletvekilleri, teklifin ikinci bölümü üzerine gruplar adına değerlendirmelerde bulundu.
Yeni Yol Grubu Bursa Milletvekili Cemalettin Kani Torun, örgütün büyüme sebeplerine değinerek, Kürt meselesinin bölge insanının gündemindeki yerini koruduğunu belirterek, "Kürt meselesi özellikle bölge insanının gündeminde her zaman canlı kalmıştır. İnsanların kendilerini dışlanmış hissetmeleri, demokratik siyaset kanallarının yeterince güçlü işlememesi ve aidiyet duygusunun zayıflaması bugün feshini konuştuğumuz örgütün büyüme sebepleridir.
Bunu ifade etmek şiddeti meşru görmek değildir, tam tersine, varlık bulduğu zemini kaldırmanın yollarını aramaktır" dedi.Demokratikleşmenin sağlanması ve gençlerin yaşam standartlarının yükseltilmesi gerektiğini söyleyen Torun, "Artık demokratikleşmeyi gerçekleştirip bu ülkenin ayağındaki zincirleri sökmemiz ve gençlerimizin dünya standartlarında yaşamasını sağlamamız lazım; işte, bu nedenle bugün önümüzde bulunan çerçeve yasanın en büyük hedefi, çatışmayı sona erdirerek demokratik siyasetin önünü açmaktır" ifadesini kullandı.
CHP'Lİ POLAT: KÜRT MESELESİ DEMEYE BİR HAYLİ GEÇ GELDİKCHP İzmir Milletvekili Mahir Polat, siyasetin ve çözümün cesaret işi olduğunu vurgulayarak, Meclis'in sürecin merkezinde yer aldığını kaydederek, "Siyaset işi, siyasette çözüm işi cesaret işidir.
Bugün gelinen noktada, bu yüce Mecliste o cesaret vardır.
Bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi, dün olduğu gibi kenarda değildir, sorunun çözümünün tam da odağındadır.
Bugün 'Bu yasanın eksiği vardır, fazlası vardır' demeden silahları sonsuza dek susturacak bir hukuki metin önümüzdedir.
Memleket de yıkılmıyor, aksine, bambaşka, güzel ve müreffeh bir ülke için atılan ilk adımın heyecanı ülkemizde yaşanıyor" ifadelerini kullandı.Meseleye yönelik geçmişte kullanılan ifadelere dikkati çeken Polat, "Yıllarca bu sorunun adını koymaktan çekindik, korktuk. 'Şark meselesi' dedik, 'terör meselesi' dedik, 'Doğu ve Güneydoğu meselesi' dedik, 'Kürt meselesi' demeye bir hayli geç geldik.
Adına her ne dersek diyelim, orta yerde duran bir mesele var.
O mesele de hepimizden bir şeyler aldı götürdü; kimimizin canını aldı, götürdü, kimimiz yurdunu terk etmek zorunda kaldı ama hepimize biraz acı, gözyaşı ve kan bıraktı.
Tam kırk sene on binlerce insanımızı yitirdik, on bine yakın şehit verdik fakat Türkiye ekonomisinde kocaman bir kara deliğe de sebebiyet verdik" değerlendirmesinde bulundu.
YENİ PARTİLİ EMİR: HER ŞEY BU KURULA BAĞLI, HER ŞEY BU KURULUN HANGİ KONUDA HANGİ KARARI VERECEĞİNE BAĞLIYENİ Parti Grup Başkanvekili ve Ankara Milletvekili Murat Emir, sürece ilişkin kaygılarını ve usul eksikliklerini dile getirerek, terör belasını bitirmek üzere bir kapı aralandığını belirtti.
Emir, "Bu yasa teklifinin hazırlanması, getirilmesi, usul yanlışları, Komisyon Raporu'nun 7'nci bölümünün yani demokratikleşme bölümünün, adalet, hukuk devleti bölümünün ıskalanmış olması ve Türkiye'nin özellikle 19 Marttan sonra bir darbe sürecinin içerisinden geçiyor oluşu ve adaletimizin yerle bir edilmiş olması ve hukukun, adliyelerin, savcıların, hakimlerin, cübbelerin siyaseti dizayn etmek için kullanılıyor olması toplumda, halkımızda büyük bir kaygı yaratmaktadır ve bu yasa teklifine karşı da aslında olması gerektiği kadar umut besleyememektedir çünkü ortada bir samimiyetsizlik vardır, özensizlik vardır, güvensizlik vardır" dedi.Teklifin 7'nci maddesiyle oluşturulması öngörülen yapıya dikkati çeken Emir, Kurulun yapısını ve yetkilerini şu sözlerle aktardı: "Bunların en somut örneklerinden biri, birazdan görüşeceğiz ama ben söz almışken burada açıklamak isterim ki söz konusu 7'nci madde. 7'nci maddeyle bir Kurul oluşturuluyor Cumhurbaşkanı Yardımcısının Başkanlığında, Adalet Bakanı, İçişleri Bakanı, Milli Savunma Bakanı, 8 kişilik bir Kurul oluşturuluyor ve bu Kurulun altında da alt kurullar, birimler oluşturulacak.
Her şey bu Kurula bağlı, her şey bu Kurulun hangi konuda hangi kararı vereceğine bağlı.
Bu bir yere kadar anlaşılabilir ama Kurulun çalışmalarının hukuk devleti sınırları, hesap verilebilir sınırlar, şeffaf, objektif kriterler içerisinde, denetlenebilir ölçülerde ve yaptığı her iş ve işlemin yargı kararlarına açık olması gerektiği şekilde yürümesi beklenir ama burada yapılanın bunlarla hiçbir ilgisi yok.""BUNUN ADI HUKUKİ BELİRSİZLİKTİR, KEYFİYETTİR, YETKİ GASBIDIR"Toplumsal barışın önemine vurgu yaparken izlenen yöntemi eleştiren Emir, "Barış elbette ki çok güzel bir kelimedir, elbette ki 'Türkiye'de bir daha analar al bayrağa sarılı tabutlara sarılmasın, gözyaşı dökmesin, bunun için her türlü özveriyi yapalım' demek çok doğrudur hatta bunu şehit anaları da söylemektedir 'Biz yandık, başka analar yanmasın' demektedir ama bunu yaparken doğruyu yapmıyorsunuz" diye konuştu.
Kurulun yasal düzenleme talepleri ile hak yoksunluklarını kaldırma yetkisine dair hukuki belirsizlik bulunduğunu savunan Emir, konuşmasını şöyle sürdürdü: "7'nci maddenin 3'üncü fıkrası 'Bu Kurul adli, idari ve yasal düzenlemeler konusunda talepte bulunur' diyor.
Bir Kurul ihdas ediyorsunuz siyasetçilerden, Bakanlardan. İdari yürütmenin içerisinde bir Kurul yasa istiyor, yasa talep ediyor sizden.
Sizden kim yasa talep edebilir? Bu Kurul cezanın 15 yıl altı veya üstü olmasına göre iki veya üç yıl sonra hak yoksunluklarını kaldırabilecek.
Peki, nasıl olacak bu işler? Belli değil.
Kim başvuracak? Belli değil. İlgilisi mi başvuracak? Yazmamışlar.
Yani ilgilisine ait olan bir hakka, ilgilinin talep ve rızasıyla bağlı olan bir hakka Kurul tarafından karar verilecek 'A kişinin hak yoksunluğu kararını kaldırıyorum' diyecek veya 'Kaldırmıyorum' diyecek.
Neye göre yapacak bunu? Bilmiyoruz.
Bunu tamamen keyfiyetle yapacak, bunun adı hukuki belirsizliktir, keyfiyettir, yetki gasbıdır.
Sonuçta, bu Kurul o kararı verdikten sonra bu Kurulun kararına karşı yargı yolunun açık olup olmadığı belli değil."Gruplar ve şahıslar adına yapılan değerlendirmelerin ardından teklifin ikinci bölümünde yer alan 7 ile 12'nci maddelerin görüşmelerine geçildi.


Yorumlar kapalı.